İstanbul Oyuncak Müzesi Gezi Yazısı ve Sunumu






Oyuncak Nedir?

Basitçe tarif edersek çocukların veya büyüklerin eğlenmesi ya da oyalanması için üretilen her türlü nesneye oyuncak diyoruz. Doğru seçildiği taktirde bireylerin hem fiziksel hem de ruhsal olarak gelişmesine ve sağlıklı bir birey olmasına yardımcı olduğundan oyuncaklar ve oyuncak seçimi hafife alınamayacak kadar ciddi bir konudur.










Müze Hakkında Bilgi ve Ulaşım

İstanbul Oyuncak Müzesi ünlü sanatçı Sunay Akın tarafından 2005 yılında İstanbul'un Kadıköy İlçesine bağlı Göztepe semtinde kurulmuştur ve ulaşım yönünden gayet iyi bir konumda binlerce farklı oyuncakla ziyaretimizi beklemektedir. Avrupa veya Asya yakasından ulaşmak isteyenler, Kadıköy sahilden uygun otobüs hatlarını kullanarak kısa süren bir yolculukla beraber müzeye yakın duraklardan birinde inebilirler.  Bu aşamadan sonra ufak bir yürüyüş sizi müzeye götürmeye yetecektir. Dünya ve Türkiye çapında kendi alanında bir çok projeye ilham kaynağı olan müze kendine özgü ve oyuncaklara uygun iç tasarımlara sahiptir.













Müzeyi Tercih Sebepleri

Oyuncak Müzesi'ni gezinti amaçlı seçmek için çeşitli sebeplerimiz bulunmakta. Bunlardan bazıları: Her insan gibi çocukken bazen oyuncaklar aldık bazen kendimiz  yaptık. Deli gibi istediğimiz alamadığımız, yalnızca vitrinde izleme imkanı bulduğumuz oyuncaklar geçti hayatımızdan. Belki o oyuncaklara sahip olamadık fakat bizim kendi ürettiğimiz kimi çamurdan kimi tenekeden mini şaheserlerimiz imdadımıza yetişti. Bu müzeyi gezerken hem o sahip olamadığımız oyuncakları tekrar görebiliyoruz hem de kendi ürettiğimiz oyuncakları dünyanın çeşitli bölgelerinden gelenlerle karşılaştırarak yer yer gururlanma imkanı buluyoruz. Bunun yanında çocukluk dönemlerinde fark etmesek de ülkeler bazında her konuda olduğu gibi oyuncak  alanında da büyük bir kültür farkı inkar edilemez. İşte bu farkları birebir görme imkanı sunan ünlü sanatçımıza minnettarız. Koleksiyonun en güzel taraflarından biri de ileride sahip olacağımız çocuklar için seçilecek oyuncaklar konusunda bize fikir vermesi. Kişisel beklentim tarihte oyuncakların zamana bağlı değişimini görmekti. Tabii ki en büyük isteğimiz keyifli bir vakit geçirmek.














Müze Binası

Müze binası aslen tek daireli minik bir apartman köşk şeklinde olmasına rağmen canlı ve beyaz görüntüsüyle sokağa girdiğinizde dikkatimizi hemen üstünde topluyor. O bölgede görmeye alışık olmadığımız Victoria mimarisi İngiliz - Amerikan tarzını anımsatan harici dekorasyonuyla çevredeki diğer zevksiz, kutu şeklindeki binalardan hemen ayrılıyor. Özellikle dış kapının sağında ve solunda bulunan sevimli, dev zürafa figürleri biz oyuncak severleri kendisine çekiyor. Binanın boyutları ilk bakışta bir müze için yeterli olmadığını ele veriyor. Gezinti esnasında bazı kısımlarda üst üste yığılan oyuncakları, eklenebilecek  fazladan yığınla kompozisyonu ve kategoriyi zihnimizde canlandırdığımızda hele bir müze için daracık sayılabilecek koridorlarda yürümek zorunda kaldığımızda bu düşüncede ne kadar haklı olduğumuzu anlıyoruz. Zira mekanı etkili kullanmak adına merdiven altlarında bulunan kısımlar bile kullanılmış.

Müze giriş ücreti standart 12 ve öğrenciler için 9 TL olarak belirlenmiş. Girişte temizlik amaçlı ayakkabılara galoş giyme seçeneği sunuluyor. Ayrıca ziyaretçiler için özel otopark ve bahçede çeşitli sevimli heykeller unutulmamış. Müzenin genelinde belli kısımlar hariç fotoğraf ve video çekmek serbest olsa da oyuncakların zamana dayanması amacıyla flaş ışığı kesinlikle yasaklanmış.












Zemin Kat

Dış kapıdan içeri geçtiğinizde hemen önümüzde bizi görevli bankosu karşılıyor. Bu bölümde çeşitli oyuncaklar ve hediyelik eşyalar satışa sunulmuş. Ayrıca jetonla çalışan turnikeli geçiş sistemi için jetonları temin edebiliriz. Bazılarımızın, içinden bir sayfayı zevkle doldurmak isteyeceği ziyaretçi defteri ise hemen sağımızda yer alıyor.

Girişte ve içeride yaptığımız gözlemlere bakarsak müze ziyaretçilerinin her dört kişiden üçü yetişkinlerden oluşuyor. Ebeveynler ziyaretlerini çocukları sebebiyle gerçekleştirse de müzenin büyüsüne kapıldıktan sonra geliş amaçlarını unutarak nostaljiyi dolu dolu yaşamaktadırlar. Gezinti esnasında kullanılan cümlelerin - kelimelerin neredeyse birbirinin aynısı veya türevi olduğunu fark ediyoruz. "Şuna bir baksana!", "Bunu gördün mü?", "A hatırladın mı?" , "Benim de vardı." , "Babamdan çok istemiştim de alamamıştı." gibi cümleleri biraz kulak kabartırsak binlerce kez duyabiliriz.

Bizi dış dünyadan kopararak oyuncakların dünyasına sürükleme görevini başlangıç noktasına yerleştirilen yerli oyuncaklar üstleniyor. Zannediyorum ki müze kurucusu Sunay Akın'da koleksiyonunu toplamaya bu tip oyuncaklarla başlamıştır. Türkiye'den derlenen eserleri incelediğimizde büyük çoğunluğunun kumaş üzerine çalışmalar olduğunu görüyoruz. Bunun sebebini bulmaya çalıştığımda şöyle bir sonuca vardım: Geçmiş zamanlardan beri toplumsal yapımızda çocuğun eğitilmesi görevi anneye yıkılmıştır. Haliyle bu durumdaki bir anne hemen ulaşabileceği ve elinin altındaki malzemelerden çocuklarına oyuncaklar üretmiştir. Tabii ki sürekli yenilenen kültürümüzle beraber ahşap ve metal oyuncaklar hayatımıza girmiştir.











Müzedeki oyuncaklar üretildikleri yıllar göz önüne alınarak incelendiğinde kolaycılık bu sektörde de kendini gösteriyor. Zira sanayi devriminden itibaren yüksek makine teknikleri ile oluşturulan ve renkli resimli baskılarla zenginleştirilen seri üretim oyuncaklar ucuzluk avantajını  kullanarak dünyanın her tarafına yayılmışlardır. Yaşanan bir nevi bu istilanın ardından sanat eseri denebilecek kadar profesyonel, ince işçilik ve kalite barındıran oyuncaklar zamanla fiyat olarak yüksek seviyede kaldıklarından iyiden iyiye azalmışlardır.

Zemin kattaki ilk koridora girdiğimizde ak sakallı oyuncakçı dede şeklindeki bal mumu model sizi acaba gerçek mi model mi ikilemine sokacak kadar canlı ve ortama uyumlu görünüyor. Ufacık dükkanında bazıları tamamlanmış bazıları yarım kalmış irili ufaklı sayısız oyuncak raflarında dizilmiş.  




Birinci ve İkinci Kat

Bu katlar özel konsepte uygun müzik, ses efekti ve nesneler ile süslenmiş hatta konuyla alakalı tavan ve zemin döşemeleriyle tamamlanmış odalardan oluşmaktadır. Özellikle oyuncak trenlerin sergilendiği odanın dekorasyonu harika. Bu alandaki koltuklar, pencereler , dolaplar, camekanlar ve kapılar birebir gerçek ebatlı trenlerden parçalar ve tamamlayıcı öğeler kullanılarak oluşturulmuş. Tren sirenleri, çuf çuf sesleri ve tamamlayıcı öğeleri eşliğinde acil durum frenine özgürce asılabilirsiniz! Bu ses efektlerinin verdiği zevki yine oyuncaklardan oluşturulan yerli Kızılderililer ve işgalci Amerikalılar arasında geçen çatışma sahnelerinde de alabiliyoruz.











Uzay temalı oyuncakların sergilendiği odaya geldiğimizde burada en çok dikkatimizi çeken nokta, torununun oyuncağı eskimesin diye uçan daireye renkli pelüş kılıf diken babaanne Ayşe Hanım oluyor. Yıldız Savaşları, Uzay Yolu ve Ufo meraklıları uzay gemilerinde bulunanlara benzer metal zemin ve yapay yıldızlarla dolu galaksi görünümü verilmiş bu odayı gezmekten büyük keyif alacaktır.


Müzede bulunan eserleri baz alarak malzeme ve işçilik kalitesini incelediğimizde oyuncaklar aleminde egemenliğin Almanya'da olduğunu görüyoruz. Elbette her oyuncak kendi çapında bir sanat eseridir fakat özellikle 1920 - 1980 yılları arasında üretilen Alman oyuncaklarını dikkatli analiz ettiğimizde hem detay  hem ince el işçiliği hem sahne canlandırması hem de malzeme kalitesi bakımından diğerlerinden bariz bir profesyonel üstünlük olduğunu anlıyoruz. Bu üstünlüğe minyatür bir kitapçının pirinç boyutundaki ayakkabısının iğne ucu kadar ayakkabı bağcığında veya yine minyatür bir  evin avizesinin süslemesinde rastlamak mümkün.



Bodrum ve Kafe Katı

Doğum günü, sünnet düğünü, hoş geldin bebek partisi gibi organizasyonlara da açık olan bu kat yorgunluğumuzu demli bir çay, kaliteli bir kahve belki minik bir tatlı ile unutabileceğimiz eğlenceli bir alan. İç dekorasyonu duvarları kaplayan kes-yapıştır moda ekleri, eski zamanların çikolata, kibrit, sakız vb. ürünlerin kağıt-naylon ambalajları; o zamanlar hemen her insanın sahip olmak istediği metal  gofret kutuları; gazete, dergi ve kitapçık örnekleri ve kafe bankosunun şekerleme taklidi desenlerinden oluşuyor. Tavandan sarkan, sevimli mini figürler ve rengarenk süslemeler, kırmızı hediye paketleri, pembenin tonlarında mobilyalar ise partinin sürekli devam ettiği izlenimini veriyor. Bu sayede çocukların içinden çıkmak istemeyeceği bir dünyaya dönüşüyor. Ünlü Barbie bebeklerinin birçok modeli ve Coca-Cola  markasının yıllar boyunca promosyon olarak dağıttığı çeşitli oyuncaklar bu kısımda yer alıyor.










Çocuklar için ebru, Hacivat Karagöz gösterisi, mini golf, bez bebek dikimi, boyama, resim yapma, müzikal, çizgi film, sinema, tiyatro, eğlenceli sohbet, origami, seramik gibi takip etmekte zorlanacağımız yoğunlukta etkinlikler yine bu alanda gerçekleştiriliyor. Aylık etkinlik takvimini girişte edinebileceğimiz broşürlerden veya internet sitesinden inceleyebiliyoruz. Kurucu Sunay Akın uygun zamanlarında bizzat bu kattaki masalardan birinde ziyaretçilerle oturarak tatlı sohbetler eşliğinde kitaplarını imzalıyor.












Lavabolara giden yol büyük bir özen gösterilerek kamara kapıları, metal borular, dairesel pencereler ve bu pencerelerin dışında yer alan canlı balıklı akvaryum ile gemi veya denizaltı koridoru şeklinde dizayn edilmiş. Merdivenlerden indiğiniz anda karşınıza çıkan bu sahne sayesinde kendinizi bir film veya bilgisayar oyunu içinde buluyorsunuz. Alınmış bolca tedbirler ve zenginleştirilmiş yazılı görsel uyarılar sayesinde tuvaletler hem ebeveynler hem de çocuklar için fazladan hijyene kavuşmuş.












Çatı Katı

Çatı arası katında bir evin atıl eşyalarının depolandığı yer olmanın hakkını verecek şekilde golf sopaları, bozuk televizyon, modası geçmiş elektrikli süpürge gibi onlarca eski eşya bulunuyor ve yine duruma olarak hepsinin üzeri toz kaplı. Hele köşe bir noktaya ustaca yerleştirilen, çatı katının olmazsa olmazı oyuncak fareye ise bu kısma çıkana kadar ortaya çıkan mutlu yorgunluğunuzu tatlı bir gülümseme ile taçlandırmamızı sağlıyor. Çocukluğundan beri apartman dairelerinde yaşayanlar, gerçek bir çatı katı görme şansı elde ediyorlar.  











Gülümseyerek ayrılacağınız bu müzeyi gezmeniz tahmini olarak yarım gününüzü alacaktır. Haliyle acıkan bünyelere kişisel tavsiyem müzeden çıkıp otobüs duraklarına doğru ilerlerken sağ tarafta yer alan ve lezzetiyle beni mest eden ve hizmetinden memnun kaldığım Aşan Boşnak Börekçisi'dir.












0 yorum: (+add yours?)

Yorum Gönder